Tragic Violet

Onun bir rengi yok henüz.Ne bleu foncé'yi yakıştırabildim ne lichtgroen'i..Beyaz olamayacak kadar karakterli,siyah olamayacak kadar belirsiz..Tüm renkleriyle öylece karşımda duruyordu ve ben seçmeye çalışıyordum onca karanlığıma rağmen.Sahip olmanın güçlüğünden olsa gerek bedel ödetmeksizin oradaydı işte.Hem zaten hayatta en iyi şeyler bedelsiz gelmez miydi?
Bir gece vakti kalabalığımdan yorulmuş,seslerimi susturmaya çalışıyordum ki karşıma çıktı.Peri masallarına inanmasam da sihirini hissediyordum tüm bedenimde.
Gariptir;güzelliği,çirkinliği(ki dürüst olmak gerekirse güzeldir..çok..)yağmur sularıyla kar taneleriyle yok oluvermişti.Bense kaybolmuştum ve bulunmayı beklerken kanayıp duruyordum.Kanadıkça ben,susarım genelde ve doya doya susuzluğumu kandıracak kadar dolu,kanımı durduracak kadar güçlü görünmüştü birden.
Sanki orada bir yerlerde hep vardı ve ben farkında olmadan hep onu beklemiş,ona hazırlanmıştım.Olanca doyumsuzluğumla ona koşmuş,ona konuşmuş,ona konuşlanmıştım..Düşlerimde..
O kadar mantıklı-o kadar mantıksız,o kadar cesur-o kadar korkak,o kadar basit-o kadar zordu ki..Ve o kadar beklen(mey)en..."aşk" ya da "tutku" köhne kalırdı yanında..Hayranlıktı belki,rüzgarına kapılıp oradan oraya sürüklenme isteğiydi.
Şaşırtıcılığı şimdiye kadar "o"nun varlığına inanmamamdandı belki de.Karnımdan kalbime doğru tonlarca ağırlıkta füzeler geçerken,kalbimden beynime uzanan o eli durduramıyordum.Belki de aslında yoktu..Uğruna zehirler içilecek bir masal kahramanı gibi bile değildi üstelik;ama görünmez bir ip arada,beni ona "benim" olduğu için değil "kendisi" olduğu için bağlıyordu.
Kelebek kanatlarım,misk kokum "onun" olduğum için değil,bir şekilde "onunl" olduğum için ortaya çıkıveriyordu ve ben tüm kalbimle,küçük kız zihnimle yıldızlara uzanan satırlar yazıyordum gecenin şarkısına..
Görseydi,bunları da "sosyal anomali"me bağlardı eminim.Oysa bilmiyordu ki (evet."herşeyi bilen adam"ların bile bilmedikleri olabiliyordu)benim rengim tragic violet idi.Ne blauwviolet'lerin donukluğundan ne de anemonların kıpırtısından eser taşıyan rengimle,sessiz bir çığlık gibi bir gün renklerine,ürkek asaletine karışmayı umuyorum şimdi.
Ne denli alaca,ne denli ebruli olursa olsun..
Malum;onun bir rengi yok henüz..


1 Comments:
bu yazıyı ona versem mi acaba?bi gün öykülerini okumak isterim demişti..zira kendimi konuşmadan cümlelerle daa iyi ifade ediyorum...çok mu olur..çocuk mu bulur beni??sefgili bloggerlar yardım istiyorum!!bıktım artık susmaktan..
p.s:insanın kendi bloguna yorum yazması da ayrı bi komedi..
Post a Comment
Subscribe to Post Comments [Atom]
<< Home