bütün anneler melektir...
Güldü.Yüzüne bulaştı dudağı.Saçlarına kesif,buruk,çeyiz sandığı gibi bir koku siniverdi birden.Ve herşeyin siyaha boyandığı o an bir tek kendi bembeyaz kalmıştı tüm o grilikte.gözüne çarptı sonra anemonlar:"benim yabani,ürkek,yalnız benliğimin rengarenk yansıması" diye geçirdi içinden.Arnavut kaldırımlı o eski sokakta yürürken öylesine kayıp,öylesine yokolmuş;bir küçük tren istasyonu çarpıverdi gözüne.Kimbilir ne yolcular taşınmış,ne sevgililer geride bırakılmış ne umutlar beslenmişti o yerde.Belki o da görmüştü burayı,ayazın ellerini dondururcasına içine dolduğu bir akşamüstü ve kaçıp koşup gitmeyi,bir daha hiç hatırlamamayı düşünmüştü.
"Gitti zaten,yola buradan çıkmasa da gitti işte;nereden bilebilirdi ki..."diye düşündü.Dünyanın öbür ucundan çığlıklar çalınmıştı sonra kulaklarına,bir şeyler koparıvermişti onu,bir şeyler (birilieri) kopuvermişti hayatından;terketmişti tüm acımasızlığıyla.
Sonbahar hakikaten de gelmişti,havada misk kokusu acı bir şeylere karışmış ve yakmıştı gözlerini.Hızlandı,yetişecekti belki de;dev bir adama küçücük bedenine bakmaksızın ablalık taslayacaktı.Olmadı.Trenler tüm hışımlarıyla geçip gidiyordu önünden ve dileği gidenleri geri getirmesiydi.Bir anlık saçma bir istekti işte;kendisi için değil orada bir yerlerde alevlenen bir yürek için.
"Bir gün en sevdiğin ele verirse bırakıp giderse eğer seni.."diye bir ses acısını tekilliğine gömdü tam da haberi vermeden önce "o"na.Nasıl olduğunu anlamadan o güvenli çemberine,tanıdık kalabalığına kavuştu.Hepsinin zihninde dolaşıp duran soru işaretleri,ünlemler,üç noktalar..Ve boğaza düğümlenen tane tane sözcükler birbirine karıştı tümüyle.
Çok yakın değillerdi halbuki,yalnızca ortak bir geçmişi paylaşıyor olacaklardı eğer tamamlanabilseydi.Tüm bu felaketler en derinden kanatsa da hepsini, birbirleri vardı bir anlayan.Uzaklarda o eli yüreğinde olmanın ve özlemden çok saçma bir kalp çarpıntısıyla savaşmanın ve herşeye rağmen "en iyisi"ni yaşamanın ne olduğunu biliyorlardı.
Ama onun için olmamıştı öyle.Tekti,yalnızdı,ve bir gece ansızın duruvermişti "kalp"i...Binlerce,onbinlerce iğne saplanmıştı o an vücudunun her bir zerresine.Bir tanecik annesi..Yapamazdı bunu ona,yapmamalıydı.Şimdi geldiği tüm o yolları yakıp yıkarken yapayalnızdı dev gibi varlığı;çünkü bir taneler hakikaten de "bir tane"ydi ve o gitmişti.
Hüzün ellerine bulaştırdıkça bir başkasının acısını,istasyona dönmeye çalışırken beyninde yankılandı sözleri:"ona kötü bir şey olsun istedim,benimle gurur duysun istedim.."
Güldü(zoraki)..Yüzünde donakaldı dudağı.


0 Comments:
Post a Comment
Subscribe to Post Comments [Atom]
<< Home